Trabzonspor’un genç kalecisinden iddialı sözler; “Sezonu…”
Trabzonspor’un genç kalecisi Uğurcan Çakır, sezonu ikinci bitirebileceklerini düşündüğünü söyledi.
193 defa okunmuş - 08 Mayıs 2019 - Çarşamba 12:59

İşte Uğurcan Çakır’ın Kulübün dergisinin Mayıs ayı sayısında yer alan röportajının tamamı;

 

Sezona üçüncü kaleci olarak başlayan ancak bulduğu şansı en iyi şekilde değerlendirerek önce takımımızın birinci kalecisi olan ve ardından A Milli Takım kadrosuna davet edilen Uğurcan Çakır, bu hızlı çıkışını çok çalışmaya, sabretmeye ve kendini her an oynayacak gibi hazır tutmasına bağlıyor.

 

Bu sezonki takımın lig performansı için ne söylersin? Değerlendirmelerin nedir?

En başından başlamak gerekirse sezon başında çok iyi bir kamp dönemi geçirdik. Yeni hocamızla birlikte oyuncular arasında çok güzel bir ortam vardı. Bu şekilde sezona başladık ancak işler istediğimiz gibi gitmedi. Ancak çabuk toparladık ve güzel galibiyetler aldık. Galatasaray’a karşı da net bir galibiyet elde etmiştik. Sonrasında beklenmedik sakatlıklar oldu. Yönetim ve oyuncuları ilgilendiren birtakım sıkıntılar meydana geldi. Ardından bizlere şans geldi. Biz de bunu en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştık. Bana göre takımımızın yaptığı çıkışın önemli faktörü genç oyuncuların performansıydı.

 

Genç oyuncular olarak ortaya koyduğunuz bu başarılı performansı nasıl yorumlarsın?

Genç oyuncularla oynamaktan büyük keyif alıyorum. Sahada yanımda gördüğümde ayrı bir mutluluk yaşayıp, ekstra motive oluyorum. Çünkü hepimiz Trabzonsporluyuz ve bu takım için her şeyimizi ortaya koyuyoruz. Altyapıda iyi oyuncular var. İnşallah onlar da en kısa zamanda aramıza katılır. 

 

Sezon sonu için bir hedefiniz var mı?

Bu sezonu ikinci sırada bitirebileceğimizi düşünüyorum. Üstümüzdeki takımlarla çok fark yok. Biz de iyi bir çıkış yakaladık. En yakın rakibimiz Beşiktaş ile kendi sahamızda karşılaşacağız. O ve oynayacağımız diğer maçları kazanıp en iyi noktada ligi bitirmek istiyoruz.

 

Avrupa kupalarında mücadele etmenin takımımıza ve sizlere ne gibi katkılar yapacağını düşünüyorsun?

Avrupa çok farklı bir arena. Biz de orada yer alıp hem takımımızı, hem ülkemizi hem de kendimizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. Bizim değerimize değer katacağını düşünüyorum. İnşallah bu hedefimize erken zamanda ulaşırız.

 

Gelecek sezondan beklentin neler?

Dediğiniz gibi gibi iskelet kadro oluştu. İyi oyunculardan oluşan iyi bir kadromuz var. Oyuncuların birbirleriyle ilişkileri çok iyi. Gelecek sezon inşallah takviyelerle birlikte başta şampiyonluk olmak üzere, her kulvarda başarılı olmayı hedefliyoruz.

 

Ziraat Türkiye Kupası’ndan beklenmedik bir şekilde elenmeyi nasıl açıklarsın?

Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanmak en önemli hedeflerimizdendi. Ümraniyespor ile oynadığımız ilk maç 0-0 bitmesine rağmen ikinci maça iyi konsantre olup devreye de 1-0’lık üstünlükle girdik. İkinci yarıda motivasyon kaybı yaşadık. Bunun sonucunda da hiç beklemediğimiz şekilde mağlup olduk. O maç bizi çok üzmüştü. Hatta geriye doğru baktığımda en çok üzüldüğüm maçlardan biri olarak gösterebilirim.

 

Sezon başında bugünleri hayal ediyor muydun?

Sadi Tekelioğlu hocamız A takımın başına geldiği zaman beni altyapıdan tanıdığı için hemen formayı vermişti. Yeteneklerimi biliyordu. Kupa maçlarında bana verilen şansı iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Geçen sezonunun sonlarına doğru altı maç daha oynadım. O maçlar da benim için iyi geçti. Bu konuda da Rıza Çalımbay hocamıza teşekkür etmek istiyorum. Sezon başında kampta Ünal Karaman hocamız bana olan güvenini vurguladı. Kaleci antrenörümüz Metin Aktaş ise yaptığı konuşmalarda bana her zaman güven veriyordu. Zaten bir süre sonra da maç kadrolarında ikinci kaleci olarak yer almaya başlamıştım. Sezon başında iyi bir kamp geçirmiş, hazırlık maçlarındaki performansımla da hocalarımı memnun etmiştim. Belki de sezon başında ortaya koyduğum performans dolayısıyla formayı Esteban yerine bana verdiler.

 

Altyapıdaki oyuncu kalitesi için neler söylersin?

Trabzonspor altyapısı oyuncu madeni gibi. Bunu tüm Türkiye biliyor. Hatta Trabzonspor altyapısına ilk gittiğimde “Ben nereye geldim böyle? İstanbul’da futbol oynanmıyormuş” demiştim. Herkes mi çok yetenekli olur? Hele Trabzon doğumlu oyuncuların tamamı çok özel yeteneklere sahipti. Trabzonspor büyük bir altyapı fabrikası. Ben de o fabrikada yetiştiğim için kendimi çok şanslı addediyorum. Ayrıca bizim sahada olabilmemiz için ufak bir kıvılcım gerekiyordu. Çünkü yeteneğimiz vardı. Futbolda tecrübe de çok önemli. Oynadıkça kendimi daha rahat hissediyorum. Altyapı ile A takım arasındaki en büyük fark tecrübe. Biraz da fiziksel gelişim. Gerisini tamamen altyapıda öğrendik. Bu nedenle A takımdaki genç oyuncu arkadaşlarımın performansı benim için sürpriz olmadı. Oyunculara şans verilmesi gerekiyordu. Bu da oldu. İleride sayımız daha da artacaktır. Ancak genç kardeşlerimin çok çalışması gerekiyor. Ben kendimi her zaman hazır tuttum. Diğer oyuncular da hazır olmalarının karşılığını aldılar. Sahaya çıktığınızda insanların kafasında soru işareti bırakmamanız gerekiyor. Ancak ben gençlere inanıyorum. Buraya çıktıklarında gerekeni yapacaklardır.

 

Kalecilik her geçen gün gelişmeye devam ediyor. Artık kaleciler daha çok oyunun içindeler. Bir anlamda oyunu kuran konumuna geldiler. Bu konuya yorumun ne olur?

Gelişen futbolda ayakları kullanmak gerçekten de çok önemli ve kaleci için ciddi bir fark oluşturuyor. Fakat “Kalecinin asli görevi topu tutmaktır” görüşüne de sonuna kadar katılıyorum. Öncelik bu olmalı, diğer özelliklerle de kaleci kendisini geliştirmeli. Ben sürekli gelişiyorum. Genç bir futbolcuyum ve gelişime açığım. İdmanın maçla aynı olduğunu düşünüyorum ve bunun için de takımla idmanların öncesinde veya sonrasında mutlaka özel antrenmanlar yapıyorum, çalışıyorum.

 

Ünal hocayla ilişkiniz nasıl, kendisi için neler söylersin?

Ünal hocanın bize bakış açısı çok iyi. Sezon başında ilk karşılaştığımızda bunu bize htirdi. Ayrıca çok iyi bir Trabzonsporlu. Her söylediği sözü büyük bir dikkatle dinliyoruz. Bize olan güvenini biliyoruz ve bu güvene layık olmaya çalışıyoruz. Performansımın artmasında kendisinin çok büyük payı var. Konuştuğum bütün arkadaşlarım da aynı şeyleri söylüyor. Sezon başında üçüncü kaleci konumundayken bana ne kadar güvendiğini söylemiş ve “Seni bir gün A Millî Takım’a göndereceğiz” demişti. Bu sezon ilk defa Fenerbahçe maçında ilk on birde başladım. O güveni alınca zaten kötü oynama şansınız olmuyor. O sayede A Milli Takım’a kadar yükseldim. Ünal Hocamın samimiyetine çok inanıyorum. Bize değer veren birilerinin olduğunu görmek ayrıca mutlu ediyor. Aynı şekilde kaleci antrenörümüz Metin Aktaş’ın da bizlere büyük katkıları oluyor.

 

Senin arkanda yine altyapımızdan çıkan Arda, Kağan ve Muzaffer Cem var. Onlar için neler söylersin?

Üçü de çok yetenekli kaleci. Zaten başka türlü bu kadro içinde yer almazlardı. Arda oynadığı maçlarda bu yeteneğini herkese gösterdi. Ancak ben oldum diye düşünmemesi gerekiyor. Çok çalışırsa o da Trabzonsporumuza uzun yıllar hizmet verecektir. 16 yaşından beri A takımda ve uzun zamandır birlikteyiz. Kalecilikte usta-çırak ilişkisi vardır. Ben de abilerimden görüp öğrendiklerimi Arda’ya, Muzaffer’e ve Kağan’a aktarmaya çalışıyorum. Trabzonspor’da kaleciden yana bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.

 

Bu konuda sen kendini nasıl görüyorsun.  Gelişiminin hangi aşamasındasın?

Trabzonspor’un birincisi kalecisiyim, milli takıma yükseldim ama asla ben oldum demeyeceğim. Ben her daim çalışmaya, fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak gelişmeye devam edeceğim. 

 

Trabzonlu bir oyuncu olarak taraftarlarımızla nasıl bir ilişkin var?

Sokağa çıkmayı, AVM’ye gitmeyi seviyorum. İyi bir Trabzonsporlu olarak şehrimin insanıyla bir arada yaşıyorum. Güzel de tepkiler alıyorum. Aynı zamanda ben de taraftar olduğum için onların neler htiğini gayet iyi anlıyorum. Sonuç olarak taraftarlarımızla ilişkim gayet iyi.

 

Doğum gününde doğduğun şehrin takımına karşı iyi bir maç çıkardın ve takımımız sahadan 4- 1’lik skorla galip ayrıldı. Bu konuda neler söylersin?

Benim için unutulmayacak bir maç oldu. Doğduğum şehir ve doğduğum gün. İyi oynamak ve takımıma yardım etmek aynı zamanda kendime doğum günü hediyesi olsun istiyordum. Arkadaşlarım da bana güzel bir hediye verdiler. Ayrıca o maçta Murat Cem’in gol atmasına da ekstra sevindim. Çok düzgün bir vuruş yapmıştı.

 

Kariyer planlamanda neler var?

Kariyer planlamamı güne göre yapıyorum. Çünkü buralara çok hızlı geldim. Şu anda Trabzonspor’da ve Milli Takım’dayım. Trabzonspor’da kendimi daha çok geliştirmek, formayı kaptırmamak en önemli önceliğim. Milli Takıma da devamlı gitmek ve burada birinci kaleci olmak istiyorum. Başarılı olduktan sonra gerisi kendiliğinden geliyor.

 

A Milli Takıma gitmek ve orada yer almak nasıl bir duygu?

Çok gurur verici bir olay. Kendimi çok mutlu htim. Bana güvenenlerin yüzünü kara çıkarmadığım için de ayrıca mutlu oldum. Şenol Güneş gibi bir Trabzonspor efsanesiyle orada çalışmak benim için gurur verici bir durum. Kendisiyle orada tanışma imkanı da buldum. İnşallah düzenli olarak davet edilirim.

 

En başa dönersek bize aileni ve futbola başlama hikayesini anlatır mısın?

Annem Antalya Aksekili, babam Trabzonlu. Ben 1996 yılında Antalya’da doğdum. Babam Akdeniz Üniversitesi’nde okumak için Antalya’ya geldiğinde tanışıp evlenmişler. Bir abim ve bir kardeşim var. Ailece çok sıkı Trabzonspor taraftarıyız. Ailece İstanbul’a taşındıktan sonra babam ve amcam Dudullu’da Trabzonspor Futbol Okulu’nu işletmeye başladı. Ben de yedi yaşında orada başladım futbol oynamaya. Kaleci hariç her mevkide oynuyordum. Sağ bek, stoper, bazen santrfor… Babam Mustafa Çakır Trabzon’da alt lig takımlarında profesyonel olarak futbol oynamıştı. Keza amcam Şahin Çakır da kaleciydi. Onların yönlendirmesiyle kaleci dışındaki mevkilerde oynuyordum. 12 yaşındayken filiz lisansımın çıktığı Çekmeköyspor’a da santrfor olarak gittim. Bir yıl santrfor oynadım. 13 yaşında da okul takımında oynamaya başladım. Ancak takımda kaleci yoktu. Ben de kaleciliği seviyordum ve kaleye geçtim. Orada maçlarımızı izleyen Yamanspor’un altyapı antrenörlerinden Nizam Hoca beni transfer etti ve kalecilik serüvenim 13 yaşından itibaren böyle başladı. Alt yaş kategorilerinde çok fazla kaleci olmadığı için sadece U13’te değil, U14 ve U15’te de kalecilik yapıyordum.

 

Trabzonspor altyapısına gelme sürecin nasıl oldu?

İstanbul’daki Trabzon Park’ta bir halı saha var. O halı sahayı amcam işletiyor. Trabzon Futbol Okulları’nın başındaki eski efsane oyunculardan Hüseyin Tok da amcamla tanışıyor. Ben de o sırada Kartalspor’un seçmesine gitmiştim. Seçmeyi kazandım, Kartalspor’a gideceğim ama tam o sırada Hüseyin Tok babamı arıyor ve “Bir de Trabzonspor’a gönderelim, orada baksınlar” diyor. Sevinçten havalara uçtum tabii… Trabzonspor hepimizin hayallerinin takımı... Altyapının başında Özkan Sümer Hocamız vardı. Kaleci departmanından da Bilal Çetinkaya Hocamız sorumluydu. Beni kabul ettiler ve U16’da Trabzonspor serüvenim başladı. İlk sezonumda 1461’in U16 takımında oynadım, iyi performans gösterince de beni Trabzonspor’a aldılar. U17’de bir sezon Trabzonspor altyapısında oynadıktan sonra da A takım kadrosuna alındım. Yani bir amatör takımdan Trabzonspor’a yükselişim çok hızlı bir şekilde, iki yıl içinde gelişti. İnşallah bu çıkışım aynı hızla devam eder.

 

Ailenden ayrılarak çocuk yaşta geldiğin Trabzon’da zorluk yaşadın mı?

Trabzon’da dedem ve babaannemle birlikte yaşadım. Ama yine de anne babamdan, kardeşlerimden ilk defa uzak kalmak bana çok zor gelmişti. Hatta ilk sezonumun sonunda İstanbul’a geri dönmeye çalıştım. Orada ailemin yanında bir takımda oynamayı düşünüyordum. Metin Diyadin Kasımpaşa’nın başındaydı ve ben de İstanbul’a gidip Kasımpaşa’yla idmanlara çıktım. Babam o sırada Özkan Sümer Hocamla konuşup, “Bizden ayrı kalmaya dayanamıyor” diyerek izin istemişti. Özkan Hoca da ona, “Merak etme, bir-iki ay tatil yapsın, burayı özler ve geri döner” cevabını vermişti. Gerçekten de öyle oldu. Bir-iki ay sonra Trabzon’a döndüm. Trabzonsporlu olduğum için de her zaman bu zorluğa dayanmam gerektiğini düşündüm. Sabrettim, sebat ettim çok çalıştım ve Allah’ın izniyle bugünlere kadar ulaştım.

 

Altyapıda aldığın eğitimlerden bahseder misin?

Kaleci antrenörüyle ilk kez burada tanıştım. Bilal Çetinkaya Hoca kontrolünde çalışmaya başladım. Başlangıçta kaleci antrenmanları bana yabancı ve tuhaf geldi. Hatta bir şınav bile çekemiyordum. Bilal hoca hala bunu anlatır. Trabzonspor bana hem fiziksel, hem sosyal hem de psikolojik olarak çok şey kattı. Öğretmenlerimiz de vardı. Onlarla okulda aldığım eğitimi geliştiriyordum. Bunların yanı sıra beslenme eğitimi bile aldım. Altyapı Koordinatörü Hamit Cihan Hocamın da, Kaleci Koordinatörü Bilal Hocamın da benim gelişimimde çok büyük katkıları var. Sonrasında altyapının başına gelen Sadi Tekelioğlu hocamın da büyük faydalarını gördüm. Konusu açılmışken, kariyerim boyunca bana büyük katkıları olan Kenan Sivrikaya, Murat Aslan, Omay Yılmazer, Ahmet Başkır, Yalçın İnan, Altay Dağdelen ve Cengiz Birgen hocalarıma da teşekkür ederim.

 

İdol aldığın herhangi birisi var mı?

Kendimi bildim bileli çok sıkı bir Trabzonsporluyum. Kendime Tolga Zengin ve Onur Kıvrak abileri örnek aldım. Onların başarılarını ve neler yaptıklarını takip ettim. Trabzonspor kamp için Antalya’ya geldiğinde ben de gidip Tolga ve Onur abileri izlerdim. Tolga abinin beni en çok etkileyen yanı kaleci tekniğiydi. Beraber çalıştığım Onur abiden ise birebir pozisyonlarda neler yapmam gerektiğini öğrendim.

 

Bir de ligin gol yememe rekorunun da sahibi olan efsane oyuncumuz ve eski teknik direktörümüz Şenol Güneş var. Onunla ilgili neler söylersin?

Ben buraya aitim ve burada kendimi çok mutlu hissediyorum. Farklı olarak Avrupa’ya gitmeyi de çok istiyorum. Çalışmalarımı o yönde yapıyorum. Şenol hocanın çok zeki bir kaleci olduğunu biliyorum. Ben de kalede zeki davranmak gerektiğini düşünüyorum. Daha doğrusu sezgilerimi ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Kendimi geliştirmek için ayrıca yurt dışındaki kalecileri de büyük bir dikkatle izliyorum. Herkesten öğrenmeye gayret ediyorum.

 

Geçen sezon ilk olarak talihsiz bir Alanyaspor maçında kaleyi devralmıştın. O maçtan bahseder misin?

Alanyaspor maçında 3-1 öndeydik. Esteban sakatlanıp çıktıktan sonra 45. dakikada oyuna girmiştim.

O maçı 4-3 kaybetmiştik. İki golü penaltıdan, birini de kafa vuruşundan yemiştim. Aslında hazırdım ama benim açımdan çok şanssız bir maçtı. Elime hiç top değmeden penaltıdan iki gol yedim. Kendime inandığım için o maç benim için ölçü değildi. Ama yine de taraftarın ve belki hocaların gözünde size duyulan güven biraz azalıyor.

Çok üzülmüştüm ama kendime olan güvenim asla azalmadı. Bu durumun farklı bir versiyonunu geçmişte UEFA Avrupa Ligi ön elemesinde oynadığımız Rabotnicki maçında yaşamıştım. 18 yaşındaydım ve Şota Arveladze Hocamız bana bu şansı vermişti. Maçta iyi bir performans sergilemiştim. Ondan sonra da bazı kupa maçlarında görev almıştım. Aslında Trabzonspor’da bugünkü yerimi o Rabotnicki maçına borçlu olduğumu düşünüyorum. Ondan sonra her sezon başındaki kamp listesine ismimin yazılmasında Rabotnicki maçının büyük payı var.

 

Eğitimini nereye kadar sürdürdün?

Liseyi bitirdim, Trabzon’daki Avrasya Üniversitesi’nde Spor Akademisi’nde okuyorum. İkinci sınıftayım. Okula fazla devam edemiyorum ama sınavları kaçırmamaya çalışıyorum. Ne kadar uzun sürerse sürsün okulu bir şekilde bitirmek istiyorum.

 

Futbol dışında neler yaparsın?

Trabzon’da taraftarların içinde olmayı seviyorum. Nişanlım İsviçre’de, buraya gelince birlikte geziyoruz. İzin günlerimde arkadaşlarımla dağlarda, yaylalarda gezmeyi seviyorum.

 

Futbolu bilen bir ailenin çocuğusun. Evde sık sık maç kritiği yapar mısınız?

Babam ve amcam genelde yapıcı uyarılarda bulunurlar. Ailem bu zamana kadar bana büyük katkı verdi. Hiçbir zaman onlardan herhangi bir konuda baskı görmedim. Her zaman arkamda durup, bana güvendiler.

 

Annen maçlarını izler mi?

Annem maçlarımı izlerken büyük stres yaşıyor. Gol yediğimde çok üzülüyor. Annemin bana kariyerim boyunca büyük katkıları oldu. Yamanspor’da oynadığım dönemde babamın genelde işi olurdu ve ben de antrenmanlara genelde annemle giderdim. İlk kaleci eldivenlerini de annem almıştı bana.

 

Futbolcu olamasaydın ne olurdun?

Arabaları çok seviyorum. Sanırım otomotiv sektöründe yer alırdım.

 

Ne sıklıkta kitap okursun?

Sık sık kitap okumaya çalışırım. Genelde zihinsel gelişimle ilgili kitapları tercih ediyorum. Ayrıca dini kitapları da okurum. En son Sadettin Tuncay’ın yazdığı, “Sabır” isimli kitabı okumuştum.

 

Futbol dışında ilgilendiğin bir spor var mı?

Basketbol ile ilgileniyorum ve plaj voleybolu oynamayı da çok seviyorum.

Üstteki butonu tıklayarak geri gidebilirsiniz.